İngilizce iş görüşmesinde başarı, kusursuz dilbilgisinden çok doğru çerçeveden gelir. Kendinizi doğum yerinizle değil, bugünkü işinizle tanıtın. Türkçedeki biz yerine yaptığınız işi I ile anlatın. Ahmet Bey hitabını Mr. Ahmet diye çevirmeyin. Her güçlü yanınız için bir somut örnek hazırlayın ve görüşmenin sonunda mutlaka bir soru sorun.
Türkiye'de kendini tanıtmaya çoğu zaman kökenden başlanır: nerede doğduğunuz, hangi okulları bitirdiğiniz, sonra iş hayatınız. İngilizce bir mülakatta Tell me about yourself sorusu ise aslında şunu sorar: bu işle ilgili olarak bugün kimsiniz? Kısa ve işe odaklı bir yapı kurun: şimdi ne yapıyorsunuz, oraya nasıl geldiniz, neden bu pozisyon.
Örnek: I'm a software developer with four years of experience in e-commerce. At my current company, I work on the payment system. Before that, I did an internship at a bank, which is where I got interested in fintech. I'm applying for this role because I want to work on larger systems. Doğum yılı ve memleket bu cevapta yer almaz, sorulursa ayrıca anlatırsınız.
Türkçede saygı, ön adın ardından gelen Bey ya da Hanım ile gösterilir. Bunu doğrudan çevirip Mr. Ahmet ya da Mrs. Ayşe demek İngilizcede tuhaf durur, çünkü Mr. ve Ms. soyadıyla kullanılır: Mr. Yılmaz, Ms. Demir. Kadınlar için medeni durum bildirmeyen Ms. en güvenli seçimdir. Birçok şirkette görüşmeci kendini ön adıyla tanıtır: Hi, I'm Sarah. Bu durumda ona Sarah demeniz beklenir; ısrarla Ms. ile hitap etmek mesafeli durabilir.
Hocam ve abi gibi sıcak hitapların İngilizcede karşılığı yoktur. Sir ve madam ise her cümlede kullanılınca fazla resmî, hatta tuhaf kaçar. Emin değilseniz isim kullanmadan konuşmak tamamen normaldir: Thank you, that's a good question.
| Türkçede düşünülen | Tuhaf duran çeviri | Doğal İngilizce |
|---|---|---|
| Boğaziçi'nden mezun oldum. | I am graduated from Boğaziçi. | I graduated from Boğaziçi University. |
| Beş yıllık tecrübem var. | I have five years experiences. | I have five years of experience. |
| Kendimi geliştirmek istiyorum. | I want to develop myself. | I want to build my skills in project management. |
| Çok çalışkanım. | I am very hardworking person. | I'm hardworking. For example, last year I... |
| Üç yıldır bu şirketteyim. | I am working here since three years. | I've been at this company for three years. |
| Staj yaptım. | I made an internship. | I did an internship. |
| Maaş beklentim... | My salary expectation is... | My salary expectations are in the range of... |
Kendimi geliştirmek Türkçede olumlu ve yerleşik bir ifadedir, ama İngilizcede develop myself neyi geliştirdiğinizi söylemediği için boş kalır. Hangi beceriyi, hangi alanda geliştirmek istediğinizi adıyla söyleyin. Experience kelimesine de dikkat: iş tecrübesi anlamında sayılamaz, bu yüzden experiences değil experience. Experiences çoğulu ancak yaşanmış ayrı olayları anlatır: I had some interesting experiences abroad.
Türkçede iş anlatırken biz yaptık demek hem alçakgönüllü hem de doğal bir alışkanlıktır. İngilizce mülakatta görüşmeci ise sizin katkınızı duymak ister. We increased sales cümlesinden sonra mutlaka sizin rolünüz gelmeli: I was responsible for the new pricing model, and our team increased sales by about a fifth. Ekibi anmak iyidir, ama cümlenin öznesi bir yerde I olmalı.
Örnek anlatırken dört adımlı bir sıra işe yarar: durum, göreviniz, ne yaptığınız, sonuç. Fiillere dikkat edin: biten işler past simple ile anlatılır. I noticed the problem, I spoke to the supplier, and we solved it in two days. Türkçedeki -mış ile anlatma alışkanlığı burada işe yaramaz; kendi yaptığınız işi kesin bir dille anlatırsınız.
Why did you leave your last job? sorusunda eski işvereninizi eleştirmeyin. Türkçede samimiyet sayılabilecek bir şikâyet, İngilizce mülakatta risk olarak okunur. Nedeni ileriye dönük anlatın: I was looking for more responsibility ya da I wanted to move into a larger team. What is your biggest weakness? sorusunda da gerçek ama yönetilebilir bir zayıflık seçin ve onu nasıl düzelttiğinizi ekleyin.
Bir soruyu anlamadığınızda sessiz kalmak ya da tahminle cevap vermek, tekrar istemekten çok daha kötüdür. Pardon? yerine Sorry, could you repeat the question? ya da Just to make sure I understand, are you asking about...? deyin. Düşünmek için zaman isterken Bir saniye diye düşündüğünüz anda That's a good question, let me think for a moment kalıbı hem doğal hem de profesyonel durur.
Türkiye'de CV'lerde fotoğraf, doğum tarihi, medeni durum ve erkek adaylar için askerlik durumu sık görülür. ABD ve İngiltere'de ise fotoğraf, yaş ve medeni durum genellikle CV'ye konmaz; ayrımcılığa karşı düzenlemeler nedeniyle işverenler bu bilgileri görmemeyi tercih eder. Başvurduğunuz ülkenin alışkanlığını kontrol edin. Birkaç terim de farklıdır: Amerikan kullanımında CV yerine çoğu zaman résumé denir, ön yazı cover letter, referanslar references, deneme süresi probation period, yan haklar benefits olur.
Bu soruya No, thank you, everything is clear demek, Türkiye'de nezaket gibi görünse de İngilizce bir mülakatta ilgisizlik olarak okunabilir. İki soru hazırlayın: What would a typical week look like in this role?, What are the next steps in the process? Görüşmeyi Thank you for your time, I really enjoyed our conversation ile kapatın ve aynı gün kısa bir teşekkür e-postası gönderin.
Mülakat İngilizcesi okuyarak değil, sesli prova ile oturur. Kendinizi tanıttığınız iki dakikalık cevabı yüksek sesle, birine karşı, birkaç kez söyleyin. PollyStop'ta Polly ile bir görüşmeci rolüyle prova yapabilir, Tell me about yourself cevabınızı her seferinde biraz daha kısa ve net hâle getirebilirsiniz.
Mr. ve Ms. soyadıyla kullanılır, bu yüzden Mr. Ahmet değil Mr. Yılmaz denir. Görüşmeci kendini ön adıyla tanıtırsa, örneğin I'm Sarah derse, ona ön adıyla hitap etmeniz beklenir.
Hayır. Doğrusu I graduated from Ankara University ya da I graduated in economics. Graduate bir fiildir ve geçmiş zamanda am almadan kullanılır.
Genellikle bir ile iki dakika arası yeterlidir. Bugünkü işinizle başlayın, sizi bu noktaya getiren bir iki adımı anlatın ve neden bu pozisyona başvurduğunuzla bitirin. Doğum yeri ve aile bilgisi bu cevaba girmez.
ABD ve İngiltere'ye yapılan başvurularda genellikle fotoğraf, yaş ve medeni durum yazılmaz. Başka ülkelerde alışkanlık farklı olabilir, bu yüzden başvurduğunuz ülkenin ve şirketin beklentisini kontrol edin.